Perşembe, 19 Nisan 2018
.
.
chevron_left chevron_right
Analiz

ABD-İran gerilimi ve Ortadoğu çıkmazı

ABD eski Başkanı Barack Obama'nın 2009'da Mısır'da yaptığı bir konuşmada kabul ettiği, 'örtülü operasyonların mimarı CIA'in de 2013'te kabul ettiği, 1953'te İran'da Musaddık yönetimine düzenlenen askeri darbenin dokümanlarının yayınlanmasının ardından gözler yeniden, son dönemde gerilen ABD-İran ilişkilerine döndü.

8346 Toplam Gösterim
ABD-İran gerilimi ve Ortadoğu çıkmazı

CIA (ABD) ve M16 (İngiltere) Mart 1953'te "Operasyon Ajax" denilen bir planla, İran'da demokratik seçimle iktidara geçmiş olan Muhammed Musaddık'ı askeri bir darbeyle devirdiler. CIA, Musaddık'ın devrilmesinde oynadıkları rolü 2013'te kabul etmiş, "Askeri darbe ABD dış siyasetinin bir parçası olarak, CIA yönetiminde gerçekleştirildi" ifadeleri basına yansımıştı.

ABD yönetiminin, iktidarından memnun olmadığı ülkelere karşı uzun yıllardır 'örtülü operasyonlarla müdahale ettiği bilinen bir gerçek. Brezilya-1964, Güney Vietnam-1963, Dominik Cumhuriyeti-1961, Guatemala-1954 bu ülkelerden bazıları.

CIA, her ne kadar Musaddık darbesini düzenlediğini 2013 yılından kabul etmiş olsada, yayınlanan dokümanların ardından gözler yeniden İran'a çevrildi. Çünkü, Donald Trump'ın ABD başkanı seçilmeden önce İran'a karşı sert söylemlerini, başkanlık koltuğuna oturduktan sonrada devam ettirmesi ve İran'ın da bu söylemlere aynı sertlikte karşılık vermesi, Obama döneminde ılımlı ilerleyen ABD-İran ilişkilerinin yeniden gerilmeye başlayacağını ve bu gerilimin Körfez hattına da sıçrayacağının sinyallerini vermeye başlamıştı. Buna ek olarak, Trump'ın ilk yurtdışı ziyaretini İran'ın bölgede sürekli çekişme halinde olduğu Suudi Arabistan'a yapması, bu ziyaret sonucu 100 milyar dolarlık silah anlaşması imzalanması ve son dönemde başlayan Katar kriziyle de safların iyice belirginleştiği Körfez hattı derin bir çıkmaza doğru sürükleniyor.

İran, Obama döneminde ABD ile ilişkilerini düzeltmesi sonrası Ortadoğu'daki karışıklıktan da faydalanarak izlediği mezhepsel politika nedeniyle bölgede birçok devletin tepkisini çekiyor. Obama'nın yayılmacı politikasına göz yumduğu İran bu süreçte, Şii nüfus üzerindeki etkisini kullanarak alanını genişletti. Ancak bu süreçte, aldığı tepkiler ve izlediği başına buyruk politika yüzünden bölgede yalnız kaldı. 

ABD-İran geriliminin artması ve Ortadoğu'daki "Trump etkisi"  hiç şüphesiz bölgenin 'sessiz devlet'i İsrail'e fayda sağlayacak. Bunun farkında olan İsrail'de yaptığı çıkışlar ve söylemlerle Suudi Arabistan önderliğinde Körfez ülkelerini yanına çekerek, hayal ettiği Sünni-Şii savaşını tetikleme gayretinde. Kısa bir süre önce, çok ilginç bir olay yaşandı. İlk kez  Suudi Arabistan'lı bir araştırmacı, Cidde'den İsrail televizyonuna bağlanarak "Ortadoğu'da yeni bir düzen kurmanın" vaktinin geldiğini ima etti. 

Bütün bu gelişmelerin arasında Trump yönetimi dikkatlerden kaçmaması gereken bir adım attı. Trump, CIA’in “Karanlık Prens” lakabıyla bilinen, ABD’nin birçok ‘başarılı’ operasyonun ardındaki isim olan Michael D’Andrea’yı, CIA’in İran masasının başına atadı. Ayetullah Mike” ya da “Karanlık Prens” lakabıyla da bilen Michael D'Andrea,  2011 yılında, El-Kaide lideri Usame bin Ladin’in öldürüldüğü operasyondaki rolü, 2008’de Lübnan Hizbullah lideri İmad Muğniye’te Şam’da düzenlenen suikastı planlaması, El Kaide’nin zayıflatılmasının ardındaki bir numaralı isim olarak görülmesi ve Ortadoğu’da sayısız 'başarılı' CIA operasyonuna katılmasından dolayı ABD'de büyük bir kahraman olarak görülüyor. 

Bu nitelikte bir şahsın, CIA’in İran operasyonlarıyla ilgili departmanın başına getirilmiş olması,  CIA'in ‘örtülü faaliyetler’ kapsamındaki uygulamalarını, İran ve etki ettiği ülkeler üzerinde artan bir şekilde devam ettireceğini gösteriyor.

Son Söz;

ABD, Obama döneminde İran'ın bölgede güçlenmesine, Şii'ler üzerindeki nüfuzunu kullanarak yayılmasına göz yumdu. Trump ise bunun tam tersi bir politika izleyerek Suudi Arabistan'la yakınlaşma taraftarı oldu. ABD'nin ve İsrail'in beklentisi, Ortadoğu'da büyük bir Sünni-Şii savaşı çıkması yönünde. Bunun zemini hazırlanırken maalesef, bölgede bulunan İran ve Suudi Arabistan gibi devletler kurulan bu oyunun içerisindeki rollerini bilerek ya da bilmeyerek çok güzel bir şekilde oynuyorlar. ABD bu savaşın çıkma beklentisini zaten gizlemiyor. Bunu programlarda, panelllerde önemli mevkilerde görev yapmış isimler dillendirmekten çekinmiyor. Bakın, CIA'in eski yöneticilerinden Michael Scheuer 2015 yılında katıldığı bir TV programında ne diyor: "En büyük umudumuz Sünni-Şii savaşı."

 

 

Etiketler:
VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE